Egzersiz Özgeçmişi

Her şey 1987 yılında Fizik Tedavi  ve Rehabilitasyon uzmanlık eğitimimin ilk yılında başladı .
Daha 6 aylık asistanken Atina’da Avrupa Romatoloji Kongresinde bir poster çalışması ile uluslararası tıp camiası ile tanışmıştım.. Çok heyecan vericiydi ve o yıllar tıp ta inanılmaz gelişmelerin başladığı , tıbbın kabuk değiştirdiği yıllardı. İlaç endüstrisinin hayal gibi ilaç tedavilerinin sunumları yapılıyordu. Ancak birşey dikkatimi çekmişti. Yeni ilaçlar, yeni artroskopik cerrahi yöntemleri, romatolojide kemoterapi ajanlarının kullanılması çok heyecan vericiydi ama bildiriler hep egzersizin önemi ile bitiyordu. Ancak binlerce bildiri arasında egzersizlerle ilgili , egzersizlerin nasıl yapılacağına dair hiç ciddi bir bildiri yoktu.
Kongreden döndüğümde zaten Türkiyede ilk yapılan osmic acid synoviorthese tezime dönerken romatolojide methotrexate, diğer immunoterapi uygulamaları klinik araştırma ve çalışmalarını başlattım. Ancak diğer taraftan da takip ettiğim ilaç tedavilerini uyguladığım hastalara bilinen tedaviye yönelik egzersizleri de vermeye başladım.
Başlangıçta egzersizleri  matbu kağıtlara resmedilmiş , tarif edilmiş şekilde veriyordum. Çok kısa zamanda bu kağıtlara bakarak insanların egzersizleri doğru yapamadıklarını farkettim. Bu defa hastaları fizyoterapistlere yönlendirip hangi egzersizleri yaptıracakları talimatlarını vermeye başladım. Ancak yine hastalar egzersizleri doğru yapmıyorlardı ya da yapsalar da sonuçlar beklentiyi karşılamıyor , işe yaramıyordu. Bu defa zannettim ki fizyoterapistler hata yapıyor. Kendim tek tek hastalara egzersizleri öğretmeye başladım. İlaç tedavileri ile , lokal enjeksiyon ya da fizik tedaviler ile şikayetleri geçen ,eklemlerindeki enflamasyonları geçen insanlar  tedavi sonrası egzersizleri benden öğrenmelerine rağmen  aynı günlük yaşantılarına geri döndükten bir kaç ay sonra aynı  yakınmaları ile geri geliyorlardı. İşte o zaman hatanın hastada, fizyoterapistte ya da bende olmadığına,hata ya da eksikliğin ,hastaların günlük yaşantılarını karşılayabilecek kas gücüne ulaştırmak için bilinen egzersiz yöntemlerinin etkisiz ve yetersiz kalmış olduğuna karar verdim.
O zaman vücutta her şeyin  kimyasal, fiziksel ya da matematiksel bir formülü olduğuna göre kasları kuvvetlendirmenin de bir matematiksel formülü olması gerektiğini düşünüp ,bu formüle ulaşmak için çalışmaya başladım. Önceleri asistan arkadaşlarıma öğle tatillerinde Fizik Tedavi Kliniğinin Egzersiz salonunda egzersiz yaptırma ile işe başladım. O dönemler bilimsel yayınlara ,kitaplara ulaşmak çok zordu ama bu zorlukları aşıp egzersizle ilgili her türlü yayın ve yöntemleri denemeye başladım. Askeri Hastanede çalışmış olduğumdan ağır askeri eğitim gören askerlerdeki sakatlanma şekillerini ve askeri eğitim yöntemlerini inceledim.

IMG_0382 (Small)

IMG_0207 (Small)

IMG_0380 (Small)

Daha sonra çalıştığım International Hospital’de havuz ve izokinetik cihazları olan modern klinikte hastalara hem havuz hem de izokinetik egzersizler uygulamaya başladım.

Tam bazı sonuçlar elde etmeye başlarken mekan darlığı ve hastanenin başka tıbbi bölümlere ihtiyaçları nedeni ile hem havuz hem de izokinetik cihazların olduğu bölüm kapatılınca çalışmalarım yarım kaldı.Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının İstinye tesisleri açıldı. Sosyal bölümde havuz ve o zaman için en modern izokinetik ve kardiyo egzersiz cihazları olan egzersiz salonu hizmete girdi. Orada ağır stres altında çalışan bel ve boyun fıtığı olan genç insanlara egzersiz programları düzenlemeye başladım. 1994 ile 1998 yılları arasında bu programları ve ağır stres altında çalışan borsa çalışanlarından elde ettiğim sonuçları takip ettim.

1998 yılında İnternational Hospitalden ayrılıp kendi kliniğimi açtım ancak izokinetik cihazları alacak maddi gücüm yoktu. Bu defa o yıllarda  İstanbul’un ve dolayısı ile Türkiye’nin en mükemmel health clubı olan Planet Health Club’ın tıbbi danışmanlığını da yürütmeye başladım. İşte orada insanların çok ağır kilolarla vücut geliştirme çalışırken çok sakatlık yaşadıklarını , hiç streching yapmadıklarını gördüm. Streching egzersizlerini ne egzersiz  yapan yapmak istiyor ne de trainerlar vakit ayırıp yaptırmak istiyorlardı.. İşte o zaman insanlara özellikle ağır kilo ile çalışan ya da işi gereği ağır sorumlulukla çalışan ,stresi çok olan ve bu nedenle sık sık bel boyun problemi yaşayan üst düzey yöneticileri daha az sakatlansınlar diye Türkiye de ilk defa Pilates egzersizlerine 1999 yılında Planet Health Club’da başladık. Ancak eğitimci sertifikalarının kontrolünü sağlamak mümkün olmadı. Sonraki yıllar içinde doğru uygulanmayan her egzersi gibi gerçekte  esneklik ve eklem üzerine binen yüklerin azaltılmasında çok etkili olan  Pilates egzersizleri uygulama hataları nedeni ile sakatlanmaya yol açan egzersizler olmaya başladı.

Daha sonra açılan pek çok modern egzersiz salonlarında yapılan egzersizler ve hatta sokaklara konulan iptidai egzersiz aletleri sonucunda fitness çalışmaları sakatlanma korkusunu da beraberinde büyüttü.

Fitness ,vücudu daha dayanıklı ,daha güzel ve sakatlanmaktan korumanın ötesinde pek çok yeni sakatlıklara sebep olmaya başladı. Egzersize her insanın mutlak ihtiyacı varken belediyelerin bedava fitness salonlarına ve park ve bahçeler deki bedava fitness cihazlarına rağmen ne bizde ne de gelişmiş Avrupa ülkeleri ve Amerika da fitness salonlarına düzenli devam eden insan sayısı yılların içinde artmadı. İstanbul Belediyesi’nin her ilçede açmış olduğu 30 dan fazla modern fitness salonlarına devam eden insan sayısı 12 milyonluk İstanbul’da 100 bini bile bulmamaktadır.

Oysa  15 yaş üstü insan sayısının 8 milyondan fazla olduğu  düşünülürse bu ihtiyaca rağmen niçin insanların  bedava salonlara bile gitmediği bilinçsizlik ya da maddi imkan eksikliği ile açıklanamaz. İnsanlar mevcut salonlara gitmiyorlar çünki mevcut egzersizler ile ya sakatlanıyorlar ya da zaten bu egzersizler onların günlük yaşantılarındaki iyilik halini yaratamıyor.

2005 yılında bilgisayarlı pnomatik sistem izokinetik cihazlarına kendi kliniğimde sahip olarak 1987 yılından beri bilinen her türlü egzersiz yöntemlerini uygulayarak edindiğim tecrübe ile matematiksel formüle dayanan egzersiz yöntemimi uygulamaya başladım. O tarihte yöntemimi medikal egzersiz olarak tanımlamıştım. 2009 yılına kadar kendi kliniğimde yaptığım çalışma ve takipler sonucunda yöntem her yaşta her hastalık halinde her insanda bir ay sonunda kasların iş yapma kapasitesini mutlak %5-10 aralığında arttırabilir hale geldi. Mayıs 2009 da ise Avusturya da yapılan patent araştırma ve incelemesi sonunda hazırlanan rapor sonucu ‘AAA ‘ dünya da benzeri olmayan çalışma olarak gelmesi ve bu rapora istinaden Yöntemim Türk Patent Enstitüsü  tarafından adıma patentlendi.

Bugün 9 yaşından 90 yaşına kadar her insanın hasta olsun ya da olmasın kaslarının iş yapma kapasitesini  aynı oranlarda arttırabildiğim gibi , insanlar ,elde ettikleri iyilik halini ve kas gücünü artık bu egzersizlere devam etmeseler de uzun yıllar koruyabilmekte, kronik problemlerini sanki hiç yokmuş gibi hayatlarını kısıtlanmadan, ağrısız yaşayabilmektedirler.